Sıcağın insanlar üzerindeki etki mekanizmasının, onları öfkeye, kırıcı hatta darp yapmaya ,cinnet geçirip cinayet işlemeye kadar yönlendiren yönü ne olabilir?
Her zamankinden değişik hava koşulları hangi mekanizma ile canlıları etkilemektedir?
Bu konumun belirli psikiyatrik bozukluklar ile bir bağlantısı var mıdır?
Hava ve çevre koşulları herkes için aynı iken niçin bazı insanlar daha tepkiseldir?
Bu değerlendirmede düşünülmesi gereken temel nokta ,aşırı, alışılmamış sıcağın stres’e neden olduğudur. Stres, burada ,organizmanın yeni olarak karşılaştığı ,adaptasyon gerektiren koşullar ile etkileşimi anlamında kullanılmaktadır.
Dolayısı ile aşırı sıcaklar, alışılmamış beyinler de stres olarak algılanacak ve vücut buna karşı tedbir alma zorunluluÄŸu ile strese karşı adaptasyon yollarını devreye sokup uygulamak isteyecektir…
Stres olarak algılanan duruma karşı vücutta sempatik sinir sistemi denilen,( istemsiz çalışan sinir sitemine dahildir) sisteme ait adrenalin veye noradrenalin gibi nörohormonal mediatörler veya biyokimyasal maddeler salınacaktır.
Adrenalinin ağırlıklı salgılandığı olaylarda tepki ,korku ,kaçma kendini savunma şeklinde olacak;
noradrenalin salgısı fazlalığı ile giden durumlarda kişi agresif davranıp saldırganlaşacaktır..
Bu arada sıcaÄŸa tepki olarak hipotalamustaki ısı kontrol merkezi vücut içi ve dışı sıcaklık farkını tolare ederek deriden terleme ÅŸeklinde ısı kaybını ayarlamak için deri ve yakın çevresindeki damarların geniÅŸlemesini saÄŸlayıp buraya olan kan akımının artmasını düzenleyecektir…
Beyine giden kan ve genel dolaşımdaki kanın önemli bir kısmı perifer dediğimiz uç bölgelere yönlenecek, beynin beslenmesi azalacaktır..
Beyin kabuÄŸu dediÄŸimiz kortexe ulaÅŸan kanda azalma, oksijen ve glikoz miktarını azalması ile fonksiyon kaybına sebebiyet verecektir…
Beyin kabuÄŸundaki hücreler arası iletiÅŸim ağı olan sinapslarda.direkt güneÅŸ ışığı ve noradrenalinin hızlı tepki verdirten etkileri, hücreler arası uyarılabilirlik için gerekli olan enerjiden fazla enerji potansiyeli oluÅŸturarak kısa devrelere sebep olup, ani öfke patlamaları ÅŸeklinde tezahür edecektir…
Öfke patlaması şeklinde oluşan enerji deşarjlarından sonra, birçok hücre devre dışı kalacağındandır ki ; yorgunluk hissi meydana gelecektir.
Bu tip enerji kaybı bir sonraki uyarıya cevabı belirleyecek uyarılabilirlik eşiğini düşürecek böylece kişi yoğun uyarıya karşı daha hassas olup yeterli tepkiyi veremeyecek, daha sinirli hale gelecektir.
Tüm bunlar arabada kısa sürede aklımdan geçerken, birden yaptığım psikiyatri rotasyonunu anımsayıp, tüm bunları teyit edici bilgiyi anımsamıştım..İki uçlu mizaç bozukluÄŸu denilen hastalığın manik episodu daha çok yazın sıcak havada oluyordu.Beyin hücrelerinin aralarındaki sinapslardaki bir tip bozukluk olduÄŸu düşünülen bu rahatsızlıkta, ani üzüntü, psikolojik ve fiziki travmalar, ölüm,ayrılık, yakınlarını kaybetme, boÅŸanma gibi stresler, hastalığı uyarıyor, ani ataklara sebebiyet veriyordu.Adrenalin ve noradrenalin etkisi ile agresif ve “karşıdakine” zarar vermeye yönelik düşüncelerin ortaya çıkması kolaylaşıyordu.Tabii buna yardımcı bir faktör de bu rahatsızlıkta mantık sınırlarını aÅŸan çok abartılmış “kiÅŸisel” benlik anlayışı oluyordu.Hastaların çoÄŸu cinnet geçirme hikayeleri ile baÅŸvuruyorlardı.
Bütün bunların yanısıra sorulması gereken önemli bir soru da bu ÅŸartlar ortak olmasına raÄŸmen neden herkes aynı tepkiyi göstermiyordu? Bunu cevabı mantık ölçüleri içerisinde ele alınırsa şöyle sıralanabilir:GösterdiÄŸi tepki normal dışı kabul edilenlerde sıcaklık sadece açığa çıkarıcı bir stres faktörüydü. Temelde deÄŸiÅŸik tepkilerin altında kültürel yetiÅŸtirme biçimi, genetik özellikler, beynin biyokimyası, o anki astrolojik etkiler vardı. Dolayısı ile “ÅŸahsi, münferit” tepkiler meydana geliyordu.
Sıcak hava ve sıkışık trafikteki bu düşünceler beni belli bir süre için bile olsa maddi ortamdan düşünsel boyuta çekmiÅŸ ve rahatlatmıştı…. Uzun süre tıkalı olan trafiÄŸin yavaÅŸ yavaÅŸ açılması ile ve konuyu çözmüş olduÄŸumu düşünmenin verdiÄŸi tatmin hissi ile yoluma devam ederken,oluÅŸları ele aldığınız yönünün dışında da deÄŸerlendirmenin mümkün olduÄŸu, hiçbir ÅŸeyin altını “sadece böyledir” diye çizmemek gerektiÄŸi aklıma geldi.OluÅŸturulan veya üretilen ile kayıtlanmak sadece sınırlanmak demekti.Bu da beyne yapılabilecek en büyük zulümdü.Unutmamak gerekir ki her deÄŸerlendirmenin ötesinde daha fazlası mevcuttur… SaÄŸlıcakla kalın…
" SICAK CİNNETİ NEDİR "
Ozgunuz yorumlara kapali