2008 17 AÄŸu

gebelikte cinsel ilişkiyi yasaklamak için dört neden saymaktadır.

1. Düşük tehlikesi: Penisin servikse yapacağı etki ile oluşabilir
2. Sinirsel şok: Sinir enerjisine zaten çok yüklenilmiş olan kadında şok oluşabilir.
3. Hayvansal içgüdüyü izlemek: Hayvanlar içgüdüsel olarak gebelikte çiftleşme yapmazlar.
4. Enfeksiyon riski: Özellikle ilk üç ve son üç ayda fazladır.

Bu öneriler yıllarca gebelikte cinsellik konusunda hekimlerin taşıdığı düşünceleri özetlemektedir. Prof. Dr. Ş. Çanga ve Prof. Dr. İ. Önder 1977 tarihli Propedötik(Kadın-Doğum) adlı kitaplarında gebelik sırasında cinsel ilişkinin sınırlandırılmasının doğal olduğunu, zaten gebede cinsel ilişki arzusunun ileri derecede azaldığını, kadının bütün ruh ve hayal alemi ve organizasyonu ile kendini taşıdığı çocuğuna verdiğini belirtmektedirler. Yazarlar, öyküsünde mükerrer abortuslar bulunan kadınlarda cinsel ilişkinin bütünüyle kesilmesi gereğini vurgulayarak, bu kadınlarda ilişkinin mekanik olarak ya da genital organlarda oluşan hiperemi nedeniyle abortuslara neden olabildiğini söylemektedirler. Ayrıca doğumun başlamasından önce yapılan cinsel ilişkinin puerperal enfeksiyonlara zemin hazırladığı belirtilmiştir. Bu nedenle gebeliğin ikinci ayından başlayarak cinsel ilişkilerin ileri derecede sınırlanması ve doğum öncesi 6 haftadan başlayarak bütünüyle kesilmesi önerisinde bulunulmuştur.
Ek bir etmen olarak semende prostaglandinlerin varlığının gösterilmesi gebelikte cinsel iliÅŸkiyle ilgili sayılan yasaklayıcı nedenlere “prostaglandinler erken doÄŸumu baÅŸlatabilir” gerekçesinin de eklenmesine yol açmıştır.
Yıllar boyunca gebelikte cinsellikle ilgili yaklaşımlar, bilimsel verilere dayanmaktan çok geleneÄŸe dayalı standartların sürdürülmesi biçiminde olmuÅŸtur. “Her gebe için uygundur” yaklaşımı bireysel ilgi deÄŸiÅŸkenliÄŸini, fiziksel rahatlığı ve olguların gerçek deneyimlerini dikkate almamaktadır. Hekimler ve saÄŸlık hizmeti veren diÄŸer çalışanlar bu konuda bilimsel verilere sahip oldukça, bebek bekleyen çiftlere yanlış bilgi gidiÅŸi azalacaktır.

Gebelikte Cinselliğin Fiziksel Yönleri
Bilindiği gibi gebelikte belirgin fiziksel değişiklikler oluşmaktadır. Gebelikteki normal fizyolojik değişiklikleri gözden geçirdiğimizde bunların çoğunun gebe kadının cinselliğini dile getirmesini engellediği dikkati çeker. Örneğin erken gebelikteki bulantı-kusmalar, gebenin sıklıkla hissettiği halsizlik ve yorgunluk olumsuz etmenlerdendir. Üçüncü üç aylık dönemde beden değişikliklerinin artmasının yanında öne çıkan yorgunluk hissi nedeni ile kadın açısından cinselliğin söylenmesi beceriksiz ve rahatsız edici durum alır.

Kadının arzu ettiği biçimde cinsel yanıt vermesini engelleyen diğer etkenler mide yanması, idrar yapma isteği, kabızlık, fetüsün hareketleri ve bel ağrısıdır.

Gebeliğin erken dönemlerinde hormonal ve damarsal değişikliklere bağlı olarak memeler duyarlılaşmıştır. Bu durum cinsel yakınlaşmada olumsuz bir etken olabileceği gibi, ileri gebelik haftalarında orgazmla birlikte süt salınımının ortaya çıkabilmesi hem gebe hem de eşi açısından rahatsızlık verici bir durum yaratmaktadır.

Gebelikteki genital organlardaki artmış angorjman durumu cinsel uyarı sonucu daha da belirginleşir. Bunun sonucunda post koital kanamalar daha fazla görülecektir. Vazokonjesyonun neden olduğu dolgunluk hissi orgazmdan sonra da sürebilir ve rahatsız edici olabilir. Aynı biçimde vajinal salgılar da gebelikte artmıştır ve cinsel uyarılma ile çok daha belirgin olur.

Yapılan bir çalışmada gebelikte cinsel davranışlarını deÄŸiÅŸtirme gerekçeleri arasında kadınların %46’sı bedensel rahatsızlığı belirtmiÅŸlerdir.

Gebelikte Cinselliğin Psikolojik Yönleri
Cinsel istek ve cinsel iÅŸlev pek çok çevresel, kiÅŸiler arası ve kiÅŸinin kendine özgü etmenlerden etkilenmektedir. Cinsel performansı bilgisizlik, öfke, korku ve çeÅŸitli olumsuz tutumlar deÄŸiÅŸtirebilir. Gebelikte gebe kadın ve eÅŸi cinsel açıdan stres altındadır. GebeliÄŸin son üç ayı içinde kadında cinsel istek yitimi olduÄŸu ortaya konulmuÅŸtur. Bir çalışmada gebe kadınların %23′ü cinsel aktivitede azalma nedeni olarak cinsel ilgide düşüklüğünü göstermiÅŸlerdir.

Gebelik, kadında daha önce ortaya çıkmamış olan psikolojik çatışmaları açığa çıkarabilir. Çocukluktan kalma kardeşlerle ya da anneyle yaşanan rekabet anımsamaları, dişilik rolüne ilişkin kendi çatışmaları, kendi bağımlılık gereksinimine ilişkin çatışmalar ve eşine duyduğu karşıt düşüncelerin tümü gebede sorunlar yaratabilir.

Erkeklerde de eşleri gebe iken cinsel ilişki için istekte azalma görülebilmektedir. Bunun bir nedeni, erkeğin gebeyi uygun olmayan bir cinsel arzu nesnesi olarak görmesidir. Erkekler bu dönemde çok güçlü duygular yaşayabilirler. En başta eve gelecek yeni konuk babanın erkekliğinin canlı bir kanıtı olacaktır. Gebenin ilgisi eşinden çok bebeğe yöneldikçe bir çeşit kıskançlık ortaya çıkacaktır.

Gebelik iki birey arasındaki cinsel yönden geliÅŸmede bir basamaktır. Çiftin ilgi düzeyleri aynı deÄŸilse biri öbürünü “çok talep edici” ya da “çok reddedici” olarak algılayabilir. Bu zor dönemde hekimin yol göstericiliÄŸi çok yardımcı olacaktır.

Gebelikte kadın yaÅŸadığı bedensel deÄŸiÅŸiklikler sonucu “çekiciliÄŸini” yitirdiÄŸini düşünebilir. Bu durumda erkek, eÅŸinin deÄŸiÅŸen fiziÄŸinden çok ona duyduÄŸu sevgiyi öne çıkarmalıdır. Yoksa kadında eÅŸinin evlilik dışı iliÅŸkilere yöneldiÄŸi hissi doÄŸabilir.

Gebelikte cinsel ilişkiyle ilgili olarak her iki eşte koitus sonucu fetüsün zarar görebileceği korkusu olabilir. Sağlık hizmeti verenler, eğer gebelikte koitusun sakıncalı olabileceğine ilişkin kanıt yoksa, bu korkuları gerekli açıklamalarla gidermelidirler.

Gebelikte Cinsel Etkinlik

Cinsel iliÅŸki sıklığı:Bu konuda yapılmış çalışmalardan Masters ve Johnson’ un çalışması ilk ve özellikle 3. ayda cinsel etkinlikte azalma olduÄŸunu göstermektedir. DiÄŸer 4 çalışma da gebeliÄŸin sonlarına doÄŸru cinsel etkinliÄŸin azaldığını ortaya koymuÅŸtur. ÖrneÄŸin bir çalışmada daha önce haftada 2-5 kez cinsel iliÅŸki kuran çiftlerden gebeliÄŸin ilk üç ayında cinsel etkinliklerini sürdürenlerin oranı %78 iken, 8. ayda %46′ya, 9. ayda ise %23′e düştüğü gösterilmiÅŸtir.

Cinsel ilgi ve orgazm: Nulliparlarda ilk üç ayda cinsel uyarılma ve performans etkinliÄŸinde azalmaya karşı, multiparlarda çok az deÄŸiÅŸiklik olduÄŸu;ikinci üç ayda ise cinsel uyarılma ve performansta her iki grupta da iyileÅŸme saptandığı ileri sürülmüştür. Üçüncü 3 ayda cinsel ilgide azalma olduÄŸu olguların çoÄŸu tarafından ileri sürülmüştür. Bir çalışmada birinci üç ayda %28 olan ilgi azalmasının 9. ayda %75′ e çıktığı görülmüştür.

Gebelikte orgazmla sonuçlanan koitus oranlarında giderek azalma olduğu saptanmıştır. Ancak bir grup kadın gebeliğin tüm evrelerinde orgazm şiddetinde artma olduğundan söz etmiştir. Genellikle gebeliği önlemeyi düşünmeksizin ya da gebe kalındığı bilindiği için oluşan rahatlık duygusu bazı kadınlarda gebelikte cinselliği daha haz verici duruma getirebilir.

Koitus Dışı Davranış : Gebelikten önce koitus dışı davranışları (mastürbasyon, orogenital seks gibi) olan çiftlerin çoğunun gebelikte bu etkinlikleri terkettikleri görülmüştür.

Gebelikte cinsel etkinliğin yerini alıp çiftin yakın birlikteliğini sürdürecek aktiviteler bir çalışmada ele alınmıştır. Buna göre yalnızca el ele tutuşmak gibi yakın bedensel temas bile bir gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Önemli olan çiftin bedensel ve duygusal birlikteliğini sürdürmesidir. Pek çok çift gebeliklerinde ilişkilerine daha farklı açılardan bakabilmekte ve koitusa dayalı olmayan yöntemler geliştirebilmektedir.

Davranış DeÄŸiÅŸikliÄŸi : Gebelik ilerledikçe cinsel iliÅŸki pozisyonlarında da deÄŸiÅŸiklik olduÄŸu ortaya çıkmıştır. ÖrneÄŸin bir çalışma sonuçlarına göre, gebelik öncesi dönemde olguların %80 oranında kullandığı “erkek yukarıda” pozisyonu gebelikte önemli oranda terkedilmiÅŸtir. Üçüncü üç ayda “yan-yana” pozisyonu ve “arkadan yaklaşımla vajinal giriÅŸ” pozisyonu daha çok kullanılan pozisyonlar olmuÅŸtur.

Gebelikler sırasında cinsel davranışlardaki deÄŸiÅŸikliÄŸin nedeni olarak kadınlar, %46 oranında bedensel rahatsızlığı, %27 bebeÄŸin zarar göreceÄŸi korkusunu, %23 cinsel ilgi yitimini, %17 iliÅŸki sırasında gebeliÄŸin getirdiÄŸi “beceriksizliÄŸi”, %8 hekimlerin önerilerini, %6 gebelik dışı nedenleri, %4 “çekiciliÄŸini yitirdiÄŸini”, %1’i de hekim dışı kiÅŸilerin önerilerini ileri sürmüşlerdir.

De Lee, 1934′ te yazdığı The Principles and Practice of Obstetrics adlı kitapta, gebelikte cinsel iliÅŸkiyi yasaklamak için dört neden saymaktadır.

DoÄŸum Sonu Cinsellik

BebeÄŸin doÄŸumu çiftin iliÅŸkisini deÄŸiÅŸtirecektir. Çocuk bakımı yorucudur, yalnızca fiziksel deÄŸil duygusal enerji harcamasına da yol açar. Bebek genellikle anne babaya yakındır. Çift, bebek yakındayken koitus yapmaktan çekinecek, ayrı bir odada ise “ya aÄŸlamasını duymazsak” kaygısına kapılacaktır.

Bebeğin her ağlamasında süt emzirmenin önerilmesi bu bağlamda olumsuz bir etken olacağı gibi bebeğin ağlamasıyla angorje ve duyarlı olan memelerden süt salınımı olduğu görülecektir.

Vajinal lübrikasyon (kayganlık) azaldığından disparonia ortaya çıkacaktır.

Doğum sonu dönemde 3-7 ay süreyle cinsellikte azalma bildirilmekte ise de loşianın azalmasıyla çoğu olgunun 2-4 hafta içinde cinsel etkinliğe başladığı anlaşılmaktadır. Bu kadar erken koital aktiviteye dönülmesi önemli komplikasyonlara yol açmamıştır. Ancak geleneksel olarak doğumdan sonra cinsel aktivitenin 6 haftalık lohusalık süresince ertelenmesi önerilmektedir. Bunun gerekçesi açık olan servikal kanaldan asendan yolla bir enfeksiyonun girişini önlemek ve vajinal-perineal dikişlerin açılmasına engel olmaktır. Bu dönemde perine cildi gergin ve duyarlıdır. Vajinadaki kayganlık eksikliğine karşı başlangıçta yapay bir kayganlaştırıcı yağ kullanılabilir. İlk birkaç hafta içinde cinsel ilişki dışı yakınlaşma cinsel etkinliğin sağlıklı bir biçimde yeniden yerleşmesinde çok yararlı olacaktır. Bazı kadınlarda doğum sonu dönemde depresif bir ruh durumu ortaya çıkabilir. Bu durum ayrıca tıbbi tedavi gerektirebilir.

Bebeğin her ağlayışında gece ve gündüz yalnızca emzirmeyle beslenmesi durumunda ve doğumdan bu yana 6 aydan az süre geçmişse, emzirme gebelikten korunmada oldukça etkili ancak geçici bir yöntemdir. Etkili korunmayı sürdürebilmek için adetler başlar başlamaz, emzirmelerin sıklığı ve süresi azaldığında, ek mamaya başlandığında ve bebek 6 aylık olduğunda mutlaka güvenilir bir kontraseptif yönteme geçilmelidir.

Çoğu kadın ve erkek vajinal doğumun vajinayı genişlettiğini düşünür. Ancak daha önce vajinal kaslar kullanılmadan hiç egzersiz yapılmadıysa belirli bir gevşeklik söz konusu olabilir. Dolayısıyla Kegel egzersizleri denilen perine ve vajen kaslarının kasılmasıyla yapılan egzersizler yararlı olur. Bu egzersizlerin temeli pubokoksigeus kasını kasıp gevşetmeye dayanır. Bu kas idrar yaparken tutmayı ve yeniden idrar yapmaya başlamayı sağlayan kastır.

Yazinin bulundugu yer gebelikBu yaziyi gonderin
Gebelikte Cinsellik ve Riskleri , Gebelikte Cinsellik ve Riskleri hastaligin tedavisi, Gebelikte Cinsellik ve Riskleri tedavi etmek, Gebelikte Cinsellik ve Riskleri hastalik tedavileri, Gebelikte Cinsellik ve Riskleri