Kendini karanlık bir buluta girmiş gibi hissediyor, içinden hiç bir şey yapmak gelmiyordu. Sanki beynindeki saat durmuş, akıp giden zamanın dışında kalmış, unutulmuştu. Geceleri yatağa girdikten donra saatlerce dönüp duruyor, arada uykuya dalsa bile genellikle gün ışımadan uyanıyor, bir daha da gözüne uyku girmiyordu. Birisiyle konuşurken dalıp gidiyor, dikkatini konuşulan konuya veremiyordu. Son günlerde olur olmaz şeyler için ağlamaya başlamıştı. İçinde hiç geçmeyen bir mahsunluk, bir terkedilmişlik duygusu vardı. Geçmişini gözden geçirdiğinde pişmanlık duyuyor, gelecek için umut YAZININ DEVAMI BURADA
Archive for Ağustos, 2008
Sıcağın insanlar üzerindeki etki mekanizmasının, onları öfkeye, kırıcı hatta darp yapmaya ,cinnet geçirip cinayet işlemeye kadar yönlendiren yönü ne olabilir?
Her zamankinden değişik hava koşulları hangi mekanizma ile canlıları etkilemektedir?
Bu konumun belirli psikiyatrik bozukluklar ile bir bağlantısı var mıdır?
Hava ve çevre koşulları herkes için aynı iken niçin bazı insanlar daha tepkiseldir?
Bu değerlendirmede düşünülmesi gereken temel nokta ,aşırı, alışılmamış sıcağın stres’e neden olduğudur. Stres, burada ,organizmanın yeni olarak karşılaştığı ,adaptasyon gerektiren koşullar ile etkileşimi anlamında kullanılmaktadır.
Dolayısı ile aşırı sıcaklar, alışılmamış beyinler de YAZININ DEVAMI BURADA
İlk bakışta aralarında bağlantı kurulamayan ve iki ayrı kelime gibi görünen bu kavramların, son araştırmalarda elde edilen bulgulara göre, birbirini tamamlayan, yaşam sisteminin açıklanmasında önemli veriler olduğu anlaşılmıştır.
Tarih boyu cinsellik ile ilgili pek çok anekdot okumuşsunuzdur. Bunlardan özellikle kişisel olanları, belleklerde yoğunlaşmıştır. Toplumsal değerlerin başında gelen cinsellik hakkındaki değer yargıları, bireylerde ve uluslarda şartlanmalar istikametinde ve astrolojik etkilerle olgunlaşmaktadır. Bir bakıma, Doğu ve Batı Kültürleri arasındaki YAZININ DEVAMI BURADA
Değerli ziyaretçilerimiz Yazın sıcakların artmasıyla birlikte halsiz ve yorgun oluruz. Çok terleriz böceklerle boğuşuruz, serinlemek için girdiğimiz deniz ve havuzlarda boğulma tehlikesiyle karşı karşıya kalırız. Tüm bu tehlikelerine karşı herkesin en sevdiği mevsimlerden biri olan yazı bu yıl sağlıklı geçirmeye ne dersiniz.
Baş Ağrıları
Günlük hayatta en sık karşılaşılan yakınmalardan biridir. Ruhsal gerilim, alkol, yorgunluk, sıcak, oksijen azlığı, bazı ateşli hastalıklar, yüksek YAZININ DEVAMI BURADA
Çevremize baktığımızda herkesin birer takıntısı var. Peki, bunun bir hastalık olduğu nasıl anlaşılıyor?
Ufak tefek takıntılar toplumun %90’ına yakınında vardır. Bâzısı kültürden ve/veya bâtıl itikatlardan kaynaklanır: Kötü bir şeyden bahsedilince “Allah korusun” deyip üç kere tahtaya vurma bunun tipik örneği… Çeşitli hayvanlardan korkma da sık rastlanan bir durumdur; kara kedi görünce başına bir felâket geleceğini düşünmek de buna bir örnek. Bu gibi mâsumca takıntıların hiçbir mahzuru yoktur; hâttâ elini üç kere tahtaya vurunca rahatlayan kişiye stresten kurtulma anlamında faydası dahi olur. Prensip olarak, bu davranışları sergileyen insanlar aslında saçma olduklarının farkındadırlar ama gene de YAZININ DEVAMI BURADA
Duyma, dış ortamdan gelen ses dalgalarının kulak kepçesi tarafından toplanarak dış kulak yolu boyunca kulak zarına iletilmesi ile başlar.
Kulak zarı, dış kulak ve orta kulağı birbirinden ayırır. Ses
dalgalarının kulak zarında yaptığı titreşimler orta kulakta bulunan ve sırasıyla çekiç, örs ve üzengi olarak isimlendirilen kemikçiklerde
hareket oluşturur. Bu kemikçikler kulak zarı ile iç kulak arasında
irtibat oluştururlar. Yani kulak zarında oluşan titreşimleri iç kulağa iletirler. İç kulakta labirent adı verilen ve işitme ve dengeden sorumlu organ tarafından alınan ses dalgaları işitme siniri boyunca beyne iletilir. Beyin, gelen ses dalgalarını analiz eder ve işitme fonksiyonu gerçekleşmiş olur.
Duyma YAZININ DEVAMI BURADA
İnsan genomu projesi tamamlanmış, DNA’nın şifresi birkaç yıl önce tamamen çözülmüştür. İnsan bedeninin taslak projesini okuyabilmek için gerekli tüm araç ve becerilere artık sahibiz. Önceleri, genetik kodun deşifre edilmesinin yaşamın gizini çözeceğine inanmıştık. Oysa yaşam o kadar basit değilmiş; bunu gün geçtikçe daha iyi anlıyoruz. Üzerinde çalıştıkça, tek bir hücrenin bile ne denli karmaşık bir yapı olduğunun farkına varıyoruz. Kırk yıldan uzun bir süredir yaşam bilimle uğraşıyorum. Bu sürenin yarısı genetik araştırmalara adanmıştır.
Elinizdeki kitabın hedefi; genlerle ilgili araştırmaların hem kapsam hem süreç olarak bende uyandırdığı şaşkınlık ve merakı, bana verdiği coşkuyu sizlere YAZININ DEVAMI BURADA
gebelikte cinsel ilişkiyi yasaklamak için dört neden saymaktadır.
1. Düşük tehlikesi: Penisin servikse yapacağı etki ile oluşabilir
2. Sinirsel şok: Sinir enerjisine zaten çok yüklenilmiş olan kadında şok oluşabilir.
3. Hayvansal içgüdüyü izlemek: Hayvanlar içgüdüsel olarak gebelikte çiftleşme yapmazlar.
4. Enfeksiyon riski: Özellikle ilk üç ve son üç ayda fazladır.
Bu öneriler yıllarca gebelikte cinsellik konusunda hekimlerin taşıdığı düşünceleri YAZININ DEVAMI BURADA
Kangren Dokuların, kendilerini besleyen atardamarın herhangi bir sebeple tamamen yetersiz hale gelmesi neticesinde hayatiyetini kaybetmesi durumu.
Kangren, kuru veya yaş diye isimlendirilir. Kuru kangren’de simsiyah bir renk alan kangren bölgesi kurumuş bir haldedir ve bir mumyayı andırır. Bu tip kangren atardamar tıkanması sonucu olur. Kangrenli bölge, canlı bölgeden çok belirgin bir çizgi ile ayrılır. Buna demerkasyon hattı veya atılma çizgisi denir.
Yaş kangren, beslenmesi aşırı derecede bozulmuş dokuların sıyrık yoluyla mikrop kapması veya kuru kangrenin enfeksiyona maruz kalması neticesinde meydana gelir. Bu kangren, en çok, şeker hastalığının yaptığı damar bozuklukları sonucu meydana gelen kangrenlerde görülür. Çünkü YAZININ DEVAMI BURADA
Pilonidal sinüs (halk arasında bilinen adı: kıl dönmesi) derinin içinde
duvarı kalın bir kist halini almış baloncuktur. Hava ısındıkça terlemeyle
birlikte farkedilmesi kolaylaşır. Sosyal yaşamda sıkıntı yaratır. Daha çok
20-40 yaşları arasında görülür.
Bu kist, genelde kaba etlerin birleştiği yerin hemen üzerinde veya yan
tarafında (kuyruksokumu kemiğinin üzerinde) olur ve ağız şeklinde
gözükebilir. Bu ağızdan kıl çıkabilir ve birden fazla ağız görülebilir.
Bu tablo YAZININ DEVAMI BURADA