Çevremize baktığımızda herkesin birer takıntısı var. Peki, bunun bir hastalık olduğu nasıl anlaşılıyor?
Ufak tefek takıntılar toplumun %90’ına yakınında vardır. Bâzısı kültürden ve/veya bâtıl itikatlardan kaynaklanır: Kötü bir şeyden bahsedilince “Allah korusun” deyip üç kere tahtaya vurma bunun tipik örneği… Çeşitli hayvanlardan korkma da sık rastlanan bir durumdur; kara kedi görünce başına bir felâket geleceğini düşünmek de buna bir örnek. Bu gibi mâsumca takıntıların hiçbir mahzuru yoktur; hâttâ elini üç kere tahtaya vurunca rahatlayan kişiye stresten kurtulma anlamında faydası dahi olur. Prensip olarak, bu davranışları sergileyen insanlar aslında saçma olduklarının farkındadırlar ama gene de YAZININ DEVAMI BURADA
Continue...
Duyma, dış ortamdan gelen ses dalgalarının kulak kepçesi tarafından toplanarak dış kulak yolu boyunca kulak zarına iletilmesi ile başlar.
Kulak zarı, dış kulak ve orta kulağı birbirinden ayırır. Ses
dalgalarının kulak zarında yaptığı titreşimler orta kulakta bulunan ve sırasıyla çekiç, örs ve üzengi olarak isimlendirilen kemikçiklerde
hareket oluşturur. Bu kemikçikler kulak zarı ile iç kulak arasında
irtibat oluştururlar. Yani kulak zarında oluşan titreşimleri iç kulağa iletirler. İç kulakta labirent adı verilen ve işitme ve dengeden sorumlu organ tarafından alınan ses dalgaları işitme siniri boyunca beyne iletilir. Beyin, gelen ses dalgalarını analiz eder ve işitme fonksiyonu gerçekleşmiş olur.
Duyma YAZININ DEVAMI BURADA
Continue...